Org. Başbuğ'dan 'Türkiye Halkı' vurgusu

Org. Başbuğ'dan 'Türkiye Halkı' vurgusu
"Atatürk; 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir' demişti"

14.04.2009 16:04

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türkiye'de bir etnik ayrışmadan söz etmenin mümkün olmadığını belirterek, Atatürk'ün, Türk milletini ''Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir'' şeklinde tanımladığını anımsattı.

Orgeneral Başbuğ, Harp Akademilerinde yaptığı ''Yıllık Değerlendirme Konuşması''nda her Türk vatandaşının, hiçbir fark gözetilmeksizin Türk Silahlı Kuvvetlerinde anayasal görev ve hak olan askerlik hizmetini eşit şekilde yerine getirdiğine işaret etti.

Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:

''Bölücü terör örgütüne karşı sürdürdüğümüz mücadelede, şehitlik ve gazilik mertebesine ulaşmış kahramanlarımız arasında çok sayıda Kürt ve Zaza kökenli vatan evladı vardır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısına baktığımız zaman, Edirne'den Hakkari'ye kadar vatanın her köşesinden gelen subay, astsubay, uzman çavuş, er ve erbaşlar ile sivil memurları görebilirsiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri için milletimizin bütün bireyleri, hiçbir fark gözetilmeksizin, çok değerlidir. Bizim ordu yapımızın sağlam oluşunun, milli ordu oluşumuzun temel nedeni budur.

''TÜRK DEVRİMİ VE MODERNLEŞMESİ''

''Türk Devrimi ve Modernleşmesi'' konusundaki tespitlerini de anlatan Orgeneral Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu bir devrim, devrimin amacının ise bir ulus devletin yaratılması olduğunu kaydetti.

Bu düşünceden hareket ederek Atatürk'ün, Türk milletini ''Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir'' şeklinde tanımladığını anımsatan Orgeneral Başbuğ, ''Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kimdir? Cevap, Türkiye halkıdır. Görüldüğü gibi buradaki halk ifadesi, sınırları çizilen bir coğrafyada - ki burası Türkiye'dir - yaşayan halkın bütününü, yani hiçbir dini ve etnik ayrım yapılmaksızın, Türkiye halkını işaret etmektedir. Aynı ülkü etrafında toplanmış ve Türkiye sınırları içinde yaşayan Türkiye halkının, siyasal ve sosyolojik bir olgu etrafında kendi rızası ile birleşmesiyle bir milletin oluşacağı ve bu millete ise Türk milleti denileceği, Atatürk'ün 'Türk milleti' tanımında açıkça yer almaktadır'' diye konuştu.

Atatürk'ün veciz söyleminde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yaşatılmasının ülkü birliğini temsil ettiğini, bu görevin Türk milletine verildiğini ifade eden Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:

''Bu tanımda da görüleceği gibi, 'Türk milleti' tanımlamasındaki 'Türk' sözcüğü bir sıfat olarak değil, değişik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır. Aynı şekilde kullanımı, diğer ülkelerde de görmek mümkündür.

Bütün bunlara rağmen bu bütünleyici tanıma ve kavrama, özellikle etnik yüklemeler yapmak, bu kavrama sanal anlamlar vermekten başka bir şey değildir.

Şimdi yeri gelmişken kendimize şu soruları sormamız uygun olur: 'Bu ulus devlet yapısının ortak değeri ne olacaktır?' '21'inci yüzyılda ulus devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?'

Ulus devlet yapısının ortak değerleri aslında Anayasa'nın 5'inci maddesinde açıkça yer almaktadır. Yine hatırlamamız gerekirse bu değerler: Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır.

'Ulus devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?' sorusunun cevabı çok açıktır: Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik anlayışıyla.''

ETNİK KİMLİĞİN SİYASALLAŞTIRILMASI

Etnik kimliğin siyasallaştırılmasının, siyasal temsil aracı olmasının, toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesinin, devletle olan siyaset ilişkisinin etnik kimlik üzerinden yapılması demek olduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, bu durumun ise üst/ortak kimliğin tartışmaya açılması anlamına geldiğini söyledi.

''Lübnan, Irak ve Balkanlar'da hüküm süren istikrarsızlık ve şiddet sarmalı, etnik kimliğin siyasallaştırılmasının ve bir ortak kimlik yaratılamamasının sonucunda yaşanabilecekler için bir örnek teşkil etmektedir'' diyen Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:

''Netice olarak şunu söyleyebiliriz:

İkincil kimlikler ancak ikincil kültürel kimlik şeklinde bireysel seviyede yaşanabilir, geliştirilebilir ve korunabilir. Bunu kültürel bir zenginlik olarak görüyoruz. Bireysel özgürlüklerin sınırının, azınlık ve grup hakları ile kesişmesine, yeni azınlıklar ve üst kimlikler yaratılmasına izin veremeyiz. Tarihsel hafızamız, ulusumuzun mutlu ve müreffeh geleceği ve anayasal düzenimizin korunması bunu gerektirmektedir.

İkincil kültürel kimliklerin anayasal ve yasal çerçevede tanınması - ki bu grup hakkı olarak tanınması - anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ulus devlet ve üniter devlet yapısı içinde bu mümkün değildir.

Devlet, ulus devletin güçlendirilmesi amacıyla, aldığı tedbirlerle ve bütün söylemleriyle vatandaşlarını, daha müreffeh, daha özgür ve daha mutlu bir hayata sahip olabileceklerine inandırmalıdır.

Bu açıdan devletimiz, tüm yurttaşlarına olduğu gibi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamakta olan Kürt ve Zaza kökenli vatandaşlarımıza 'daha müreffeh bir yaşam', 'fırsat eşitliğinden daha fazla yararlanabilme' ve 'kendilerini her alanda geliştirebilme' imkanlarını sağlamak zorundadır. Ayrıca, bu yurttaşlarımızın 'mağduriyete uğradıkları şeklindeki algılarının' düzeltilmesi ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bu, devletin asli görevidir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarına düşen görev ise sadakat içinde ülkesini ve milletini sevmektir. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyetin vatandaşı olmak sadece haklar değil, sorumluluklar da içerir.''

''TSK ULUS DEVLET VE ÜNİTER DEVLET YAPISININ KORUNMASINDA TARAFTIR''

Ülkeye ve devlete duyulan sadakatin çok önemli olduğuna işaret eden Orgeneral Başbuğ, ulus devlet olgusunun, vatandaşların sadakatine bağlı olduğunu kaydetti.

Ortak bir geleceğe sahip olma isteği ve kararlılığının, en az ortak geçmişe sahip olmak kadar önemli olduğunu dile getiren Orgeneral Başbuğ, vatanseverliğin, sadakat için de çok önemli bir olgu olduğunu söyledi.

''Ülke sevgisi üzerine bina edilen vatanseverlik, hem akıllı bir sadakat hem de duygusal bir bağlılıktır'' diyen Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:

''Ülke sevgisi de akılcı ve rasyonel temeller üzerinde yükseltilmelidir. Bu açıdan tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler çok önemlidir. Bu kapsamda, Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin değerlerini sahiplenmek ile tarihî geçmişe ilgi duymak ve geçmişle bağlarını koparmamak birbiri ile çatışmamalıdır.

Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu topraklarda, barış içinde, el ele yaşamamızın engellemesine izin verilmemelidir.

Ancak, unutulmamalıdır ki; her konuyu tartışabilme özgürlüğü devletlerin varlığını riske sokacak, ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına sokacak konuları içeremez.

Kimse Türkiye'den, ne Türkiye'nin ulus devlet ve üniter devlet yapısını zayıflatabilecek ne de Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddelerinin değiştirilmesi yönünde isteklerde bulunabilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri; Atatürk'ün bize emanet ettiği ulus devlet ve üniter devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.''